İhlas Haber Ajansı (İHA) İstanbul muhabirlerinin sahadan aktardığı bilgilere göre, Gazze'ye insani yardım ulaştırma amacıyla hareket eden Sumud Filosu'na İsrail güvenlik güçlerinin silahlı müdahalede bulunmasına dair 35 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleştirildi. Duruşma sırasında müştekiler ve tanıklar yaşadıkları şiddet olaylarını ve ihlalleri heyete aktardı.

Müştekilerden Muhammed Mustafa Çakmakçı, her türlü hukuk dışı muameleye maruz kaldığını belirterek, kolunun kırıldığını ve bu soykırımı sürdüren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun adalet önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı ve şikayetçi oldu. Sanatçı Fethullah Badem ise İsrail askerlerinin gemilerine el koyduğunu, motorun bozulmasını sağladıklarını ve limanda saatlerce ters kelepçe ile bekletildiklerini anlatarak, Türk pasaportunu gören güvenlik güçlerinin Türklere karşı belirgin bir nefret sergilediğini ifade etti.

Mahkemeden Yeni Adımlar Ve Kırmızı Bülten Kararı

Müşteki beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve Savunma Bakanı Israel Katz'ın da olduğu sanıklar hakkındaki yakalama ve kırmızı bülten emirlerinin devam etmesine hükmetti. Heyet ayrıca, Türk vatandaşı olup İsrail'deki eylemlerde yer alan şahısların tespiti için suç duyurusunda bulunulmasını, sanıkların Türkiye'deki mal varlıklarının araştırılmasını ve BM'ye sunulan raporun istenmesini kararlaştırarak duruşmayı 30 Mart 2026 tarihine erteledi.

Duruşma öncesinde İstanbul Adliyesi önünde toplanan Filistin'e Destek Platformu ve çeşitli sivil toplum kuruluşları basın açıklaması yaptı. Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, İsrail devletinin ve yöneticilerinin işledikleri zulmün hesabını mutlaka vereceğini belirterek davanın takipçisi olacaklarını kaydetti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, uluslararası sularda sivillere cebir, şiddet, alıkoyma ve insan onuruyla bağdaşmayan muamelelerde bulundukları tespit edilen 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç ve soykırım gibi çeşitli suçlardan dava açılmıştı.

Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme

Uluslararası hukuk ve evrensel yargı yetkisi çerçevesinde, devlet yetkililerinin uluslararası sularda sivillere yönelik gerçekleştirdiği müdahaleler insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları kapsamında değerlendirilmektedir. Bu tür davalar, mağdurların hak arama özgürlüğü ve devletler arası hukuki işbirliği mekanizmalarının işletilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.