İhlas Haber Ajansı (İHA) finans servisinin derlediği verilere göre Türkiye’de değişen hane yapısı, kentleşme, finansmana erişim ve konutun ekonomik işlevindeki dönüşüm, ev sahipliği oranlarının arkasındaki dinamikleri kökten değiştiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 verilerine göre ülkede fertlerin yüzde 57,1’i oturduğu konutun sahibi konumundayken, yüzde 27’lik kesim kiracı olarak yaşamını sürdürüyor.
Lojmanda kalanların oranı yüzde 0,9 düzeyinde ölçülürken, kendi evinde oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı yüzde 15 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Konut kullanımının yalnızca ev sahibi ve kiracı ikilemiyle açıklanamayacağını vurgulayan Sinpaş GYO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Çelik, bu kitlenin önemli bir kısmının ailesine ait mülklerde oturduğunu ifade etti.
Haneler Küçülüyor, Bağımsız Yaşam Alanı İhtiyacı Büyüyor
Ülke genelinde ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken, 2025 yılı itibarıyla 3,08 kişiye geriledi. Toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 977 bin 795 rakamına ulaşırken, tek kişilik hanelerin payı yüzde 20,5 oranına tırmandı. Boşanma istatistikleri ve ilk evlenme yaşındaki değişimler de bireylerin ayrı haneler kurmasını tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Çelik, ortalama hane büyüklüğünün daralmasının aynı nüfus içerisinde çok daha fazla bağımsız yaşam alanına duyulan gereksinimi artırdığını, dolayısıyla konut politikalarının sadece nüfus artışına göre kurgulanamayacağını dile getirdi.
Tek Kişilik Haneler ve Lokasyon Analizinin Önemi
TÜİK verilerine göre tek kişilik hanelerin toplam içindeki payı artarken, çekirdek ailelerin oranı yüzde 62,7 seviyesine geriledi. Bu demografik kayma, konut talebinde metrekare, oda sayısı ve sosyal donatılar açısından yeni bir çeşitlilik zorunluluğu doğuruyor. Öte yandan nüfusun yüzde 93,6’sının il ve ilçe merkezlerinde yaşaması, doğru lokasyon seçimini gayrimenkul projelerinde kritik bir eşik haline getiriyor.
Konut arzı ile net stok artışının birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Çelik, boş görünen konutların ne kadarının piyasaya sunulabilir durumda olduğunun titizlikle incelenmesi gerektiğini kaydetti.
Finansmana Erişim ve Yatırım Amaçlı Alımlar
2025 yılında gerçekleşen 1 milyon 688 bin 910 konut satışının üçte ikisinin ikinci el konutlardan oluştuğunu hatırlatan Çelik, satış adetlerinin tek başına konuta erişimin kolaylaştığını göstermediğini vurguladı. Yüksek enflasyon süreçlerinde konutun birikimleri koruma aracı olarak da kullanılması, mülkiyetin geniş kitlelere yayılmasını zorlaştırabiliyor.
Ahmet Çelik değerlendirmesinde, gelecekte gayrimenkul sektörünün başarısının üretilen konut sayısıyla değil, değişen hane yapısına ve gerçek barınma ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verildiğiyle ölçüleceğini sözlerine ekledi.
Uzman Görüşü / Editör Yorumu
Gayrimenkul sektöründe arz ve talep dengesi, yalnızca yeni konut üretim adetleriyle değil; demografik dönüşümler, hanehalkı büyüklüğündeki değişimler, finansman maliyetleri ve kentsel yerleşim dinamikleriyle doğrudan ilişkilidir. Uzmanlar, modern konut politikalarının sürdürülebilirliği açısından makroekonomik göstergeler ile yerel ihtiyaç analizlerinin birlikte ele alınmasının önemine işaret etmektedir.



Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz kaydedilmektedir.