İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan (İİT) yapılan açıklamalarda, Kolombiya’nın İsrail büyükelçiliğini işgal altındaki Kudüs’e taşıyarak yeniden açması kınandı. Açıklamalarda kararın hükümsüz ve gayrimeşru nitelikte olduğu ve bölgedeki barışa yönelik girişimleri baltaladığı vurgulandı.

Diplomatik İlişkiler ve Tepkiler

Kolombiya Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella’nın yönetiminde İsrail ile diplomatik ilişkilerini yeniden tesis eden Kolombiya’nın İsrail büyükelçiliğini işgal altındaki Kudüs’e taşımasına Müslüman ve Arap ülkelerinden yoğun eleştiri geldi. Mısır, Kolombiya’nın işgal altındaki Kudüs’te büyükelçilik açma kararını sert ifadelerle kınayarak uluslararası meşruiyet kararlarını ihlal ettiğini belirtti. Mısır Dışişleri Bakanlığı, söz konusu adımın oldubitti girişimi olduğunu vurgularken, Ürdün Dışişleri Bakanlığı da Kudüs’ün statüsünü değiştirmeyi amaçlayan her türlü adımın hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını yineledi.

Suudi Arabistan ve İİT’den Çağrı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, büyükelçiliğin açılmasının kentin yasal ve tarihi statüsünü doğrudan zedelediğini bildirdi. Suudi Arabistan, BMGK dahil uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. İİT Genel Sekreteri Ismail Ould Cheikh Ahmed de kararı kınayarak Kolombiya hükümetine kararını gözden geçirme ve geri çekme çağrısı yaptı.

Geçmişteki İlişkiler

Kolombiya’nın söz konusu adımı, sol görüşlü selefi Gustavo Petro’nun Gazze Şeridi’ndeki savaş nedeniyle 2024 yılında İsrail ile ilişkileri kesmesinin ardından geldi. İsrail ile diplomatik ilişkilerini sürdüren ülkelerin büyük çoğunluğu büyükelçiliklerini Tel Aviv’de bulundururken, Kudüs’te büyükelçilik bulunduran ülkeler arasında ABD, Guatemala, Honduras, Kosova, Papua Yeni Gine, Paraguay, Fiji, Nauru ve Somaliland yer alıyor.

Uzman Görüşü / Editör Yorumu

Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararları gereğince Kudüs’ün statüsü, İsrail ile Filistin arasındaki nihai statü müzakerelerinin bir parçası olarak kabul edilmektedir. İlgili BMGK kararları, kentin statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tek taraflı adımların hukuki geçerliliği olmadığını öngörmektedir.