İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirlerinin edindiği son dakika bilgilerine göre, genetik mirasla aktarılan ve her 5 kişiden 1’inde yüksek seviyelerde görülen lipoprotein (a) damar sertliği ve inme riskini artırırken, uzmanlar genetik risk faktörlerine karşı uyarılarda bulundu. İnme, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ikinci, engelliliğe yol açan hastalıklar arasında ise üçüncü sırada yer alıyor.
Kalp krizi ve kanserle birlikte en çok can alan inme, kalıcı sakatlık bırakarak hayatları altüst ediyor. Her beş kişiden birinde yüksek seviyelerde bulunan lipoprotein (a) ise, damar sertliği ve inme riskini artıran önemli bir genetik risk faktörü olarak öne çıkıyor. Bilimsel çalışmalar, bu partikülün neredeyse tamamen genlerden geldiğini ve yaşam boyu stabil kaldığını gösterirken, diyet, egzersiz veya standart kolesterol ilaçlarıyla kolayca düşürülemeyen lipoprotein (a), özellikle büyük damar aterosklerozuna bağlı iskemik inmelerle güçlü bir bağlantı sergiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 29 Ekim Dünya İnme Günü nedeniyle genetik mirasın inme üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.
İnme Ve Gizli Biyolojik Riskler
Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin aniden kapıyı çalan bir felaket gibi görünse de çoğu zaman yıllar süren sessiz bir ihmalin ve fark edilmeyen biyolojik risklerin bir sonucu olduğunu belirtti. Beyne kan taşıyan damarlar esnek ve pürüzsüz bir yapıya sahiptir. Ancak kanda kolesterol ve yağ düzeylerinin yüksek seyretmesi, bu damar duvarlarında zamanla plak adı verilen sert tabakaların birikmesine yol açmaktadır. Lipoprotein (a) ya da kısaca Lp(a), kanda kolesterol taşıyan ve yapısı gereği pıhtılaşmayı tetikleyerek damar tıkanıklığını hızlandıran özel bir parçacıktır. En önemli özelliği ise klasik kolesterolden farklı olarak diyetten veya spordan neredeyse hiç etkilenmemesidir. Çok sağlıklı yaşayan, ideal kilosunda olan ve sigara içmeyen bir bireyde dahi yüksek Lp(a) seviyeleri genç yaşta damar sertliğine ve inmeye zemin hazırlayabilmektedir.
Genetik Riskleri Azaltma Yolları
Uzmanların yüksek kardiyovasküler riskli bireylerde veya aile öyküsü olanlarda en az bir kez Lp(a) ölçümü yapılmasını önerdiğini ifade eden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, değer genellikle ömür boyu stabil olduğundan tekrarlayan testlere gerek kalmadığını vurguladı. Akdeniz tipi beslenmeyi benimsemek, tuzu, rafine şekeri ve doymuş yağları sofradan uzaklaştırmak damar sertliğini yavaşlatırken, düzenli spor yapmak damarların esnekliğini korumaktadır. Tütün ürünleri damar iç yüzeyini doğrudan tahrip etmekte olup sigarayı kesin olarak bırakmak inme riskini kısa sürede yarı yarıya düşürmektedir.
Acil Müdahalenin Hayati Önemi
Tüm önlemlere rağmen damar tıkandığında beyin dokusunun oksijensiz kaldığını belirten Uzm. Dr. Gencer, beyinde kan akışı durduğu an her bir dakikada yaklaşık 2 milyon sinir hücresinin geri dönüşsüz olarak öldüğünü kaydetti. Yüzde asimetri, kolda veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu gibi belirtiler aniden ortaya çıktığında vakit kaybedilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. İlk atağı geçiren bir damar ağı, gerekli tedbirler alınmazsa yeni bir atağa karşı savunmasız kalmaktadır.
Uzman Görüşü / Editöryel Değerlendirme
Lipoprotein (a), genetik olarak belirlenen ve kardiyovasküler hastalık riskini artıran bağımsız bir risk faktörüdür. Tıp literatüründe uzun süredir incelenen bu parametre, özellikle erken yaşta ortaya çıkan damar tıkanıklığı vakalarında kritik bir belirteç olarak kabul edilmektedir. Modern tıp yaklaşımı, değiştirilemeyen genetik risklerin erken teşhisi ile değiştirilebilir yaşam tarzı faktörlerinin agresif kontrolünü esas almaktadır.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır. IP adresiniz kaydedilmektedir.