İhlas Haber Ajansı (İHA) kaynaklarından alınan bilgilere göre, geleneksel Türk el sanatlarının en eski temsilcilerinden biri olan keçecilik, teknolojiye ve değişen yaşam şartlarına direnerek varlığını sürdürmeye devam ediyor. İşletme eğitimini tamamladıktan sonra baba ve dede mesleğine geri dönen 3. kuşak keçe ustası Arif Cön, geleneksel zanaatı modern tasarımlarla harmanlayarak 4. kuşağa aktarıyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra ata mesleğine yönelen Arif Cön, çoban kepeneğinden ibaret sayılan keçeyi dünya modasına uygun giysi ve aksesuarlara dönüştürdü. Mesleğe başlama sürecini anlatan Cön, çocukluk yıllarında bu işi pek sevmediğini belirterek, okul hayatı boyunca hafta sonlarında ve tatillerde zorla çalıştırıldığını, ancak babası Cemil Cön ile dedesinden el aldığını ifade etti. Masa başı işini veya memuriyeti sevmediğini belirten Cön, esnaflığa alışınca üretmeye devam ettiğini söyledi.

Kepenekten Şal ve Masa Örtülerine Geçiş

Eski dönemlerde temel geçim kaynağının çoban kepenekleri ile at ve eşek eğerleri olduğunu vurgulayan Cön, eskiden hayvancılığın hızlı olduğunu ve binlerce kepeneğin doğuya gönderildiğini belirtti. Çobanlık kültürünün gerilemesi ve kepenek ihtiyacının azalması üzerine yönlerini değiştirdiklerini ifade eden Cön, yünü incelterek estetik ve kaliteyi artırdıklarını, ipek ile yünü birleştirerek konfeksiyon tarzı ürünler, şallar, masa örtüleri ve giysiler yapmaya başladıklarını kaydetti.

Yenilik Sürecinde Yaşanan Zorluklar

Yenilik yaparken çevredeki esnafın önyargılarıyla mücadele ettiğini belirten Cön, beyaz keçe tabakayı alıp yelek diktirmek için terzi terzi dolaştığını, ancak kılavuzu olmadığı gerekçesiyle denemek istemediklerini aktardı. Sonunda kendi bünyelerinde terzi ve ayakkabı ustasıyla bu ürünleri ürettiklerini belirten Cön, babasının hoşgörüsü sayesinde bu denemeleri yapabildiğini dile getirdi.

Çırak Yetiştirilmesi İçin Destek Çağrısı

Keçeciliğin ölmeyeceğini ve oğlu Yunus Emre’nin 4. kuşak olarak dükkanda yetiştiğini dile getiren Arif Cön, geleneksel zanaatların korunması için üniversitelere, belediyelere ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulundu. Ustaların yanına çırak oturtulması ve maaş desteği verilmesi gerektiğini belirten Cön, bu insanların sadece bir ürünü değil Ahilik kültürünün insani değerlerini temsil ettiğini vurguladı.

Uzman Görüşü / Editör Yorumu

Ahilik kültürünün temel taşlarından biri olan çırak-usta ilişkisi, geleneksel el sanatlarının nesilden nesile aktarılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Türkiye'de kaybolmaya yüz tutmuş zanaatların yaşatılması amacıyla yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları tarafından çeşitli koruma projeleri ve destek programları yürütülmektedir.